BADEM RÖPÖRTAJI

Badem Röportajı

24.06.2007



Birbirinden keyifli şarkıları ve orjinal tarzları ile BADEM karşınızda...

Umarız bu yazanları beraber okuyorsunuzdur. Herkese Merhabalar�

Şimdi ilk sorumuz biraz tuhaf gelebilir,  lakin biz gerçekten merak ettik :) Biliyoruz ki BADEM isiminin baş harfleriniz ile ilgisi var, bunun açıklamasını sizden talep edeceğiz iler ki sorularda ama BADEM �in gerçekten aşağıdaki gibi bir açıklaması olduğunu biliyormuydunuz? Yani baktınız mı hiç? (bakmadıysanız, artık biliyorsunuz)

Badem : [Prunus dulcis, Prunus amygdalus veya Amygdalus communis (bu isimler sinonimleridir)] gülgiller (Rosaceae) familyasının Prunoideae'ye alt familyasına bağlı yaprak döken küçük bir ağaç. Badem bu ağacın meyvesidir. Şeftali ile birlikte Prunusun altcinsi Amygdalusun içinde yer alır.

Prunusun diğer üyelerinin (örneğin erik ve kiraz) aksine meyve tatlı, etli dış çevreye sahip değildir. Bunun yerine derimsi bir örtü ile kaplıdır ve bunun içinde, sert bir kabuk ile kaplı yenilebilir çekirdek kısım bulunur. Bu kısım kuru yemiş olarak tüketilir.

Ağaç güneybatı Asya'ya özgüdür. Evcilleştirilmiş formu İngiliz adalarına kadar kuzeyde yetiştirilebilir. Küçük bir ağaçtır, 4-9 m uzunluğuna ulaşır. Mızraksı yapraklar yaklaşık 6-12 cm uzunluğunda olup kenarı dişlidir. Çiçekler genelde beyaz veya açık pembe, 5 taç yapraklı ve 3-5 cm çaplıdırlar. Yapraklardan önce erken ilkbaharda açarlar.

BARIŞ:
Evet bunu arastirmistim daha once ama botanik ile aram pek iyi olmadığı için ayrıntıları ezberleyemedim. Esasında özellikle bahar aylarında yeşil bir örtü içerisinde çok dikkat çeker. Bence insanımıza çok benzer Badem Ağacı. Niye diye soracak olursanız albümümüzdeki son parçayı dinleyin derim. Bir de Van Gogh un badem ağacı temalı tablosunu unutmamak lazım.  

Öncelikle grubun elemanlarını çok kısa tanımak isteriz. İsim, yaş, eğitim, doğum yeri, evli/bekar,  belirgin özellik (Mert titizdir, Barış zamparadır, vs.. vs�) gibi :)

MUSTAFA KEMAL ÖZTÜRK:
5 Agustos 1976 Ankara doğumlu, bekar , hafif çapkin olmakla beraber tam bir futbol hastasıdır.

BARIŞ BAHÇECİ:
12 Nisan 1973 İstanbul doğumlu, Bu Felsefe mezunu, gönlü bekar, hijyene ve sağlığa önem verir, 

MERT ÖZDEMİR:
3 Haziran 1974 Samsun doğumlu, İnşaat Yüksek Mühendisi, bekar.

DOĞAÇ BAŞARAN:
16 Şubat 1979 Antalya doğumlu, Elektronik Yüksek Mühendisi, bekar.

EMRE YILDIZ:
BaDEM�de davul ve perküsyon çalıyorum. 1982 İzmir doğumluyum. Ama Adana�da büyüdüğüm için kendimi Adanalı hissediyorum. Boğaziçi Üniversitesi Turizm İşletmeciliği mezunuyum. BaDEM�le 2000 yılında üniversiteyi kazanınca tanıştım. Aralarına katılmam ise 2002 yılını buldu. O günden beri bu kadro değişmiyor. Biraz detaycı bir insan olduğumu söyler arkadaşlarım. Genelde ayrıntılara dikkat ederim.

DOĞAÇ:
Bizim grup yaş aralığı biraz geniştir esasında. Gruba en son giren Emre 82�li grubun kurucularından Barış ise 73�lü. Herkes de farklı şehirlerden Doğaç Antalya�lı Barış İstanbul�lu Mustafa Ankara�lı Mert Samsun�lu Emre�yse Adanalı. Bizi tanışıp birleştiğimiz yerse hepimizin okuduğu Boğaziçi Üniversitesi�nin Müzik Klübü�dür.
Grup olmak kendi içinde çok hassas dengeler içeriyor aslında. Bizim grupta da çok hassas dengeler mevcut. Birbirimizi uzun zamandır tanıdığımız için, içimizden geçen de yüzümüze yansıdığından bir problem oluştuğunda biri için hemen anlaşılır ve çözülür. Aramızda Barış ve Emre daha duygusaldırlar diyebiliriz. Tepkileri daha ziyade duygusaldır. Mustafa ve Mert baya analitik düşünürler. Doğaç da ikisinin arasında diyebiliriz. Aynı zamanda Mert ile Emre baya titizdirler hem insan ilişkilerinde hem de temizlik anlamında. Barış çok komik biridir. Neşesi yerindeyken özellikle yanında gülmeden durmak olası değildir. Mustafa genelde üşengeçtir ama müzik konusuna geldiğimizde ondan çalışkanını bulamazsınız.

Grubun adı ne zamandan beri BADEM olarak geçiyor ve kısaca hikayesini alalım, lütfen ve başharfi kuralı ise MABED�de olabilirmiş dedi bir üyemiz, �badem� in onlar için başka bir önemli anlamı var mı diye sormuş�

BARIŞ:
1996 �dan beri Badem adı var. Barış Devrim ve Mustafa nın baş harflerinden oluştu. Şu anda da grupta zaman içinde değişiklikler olsa da herkesin isminin baş harfi Badem ismini oluşturuyor.
Mabed olamaz zira baş harfi A ya da Ma ile başlayan kimse yok. Dikkat ederseniz Barış ın adı ilk iki harfi alıyor.

Albüm çıkarma fikri ve biraraya gelme nasıl gerçekleşti. Bildiğimiz kadarı ile 2002�de grup son halini aldı, albüm için neden 2005 �e kadar beklendi?

MUSTAFA:
Aslında beklenmedi daha dogrusu beklenmedik olaylar oldu. Albüm fikri Badem in ilk konseriyle birlikte ortaya çıkmıştı zaten, 1996 yılında Boğaziçi Üniversitesi�ndeki korolar konserinde 3 parçalık bir performansından sonra Ada müzik Badem�in o zaman ki haline yani vokal topluluğu haline albüm teklifi yapmıştı. Ama biz 3 arkadaş daha hazır değiliz şeklinde geri çevirmiştik. Daha sonraları bazısı küçük, bazısı büyük plak şirketleriyle flortumuz devam etti, fakat bazen bizim sözleşme fobimiz, bazen de piyasanın şartları yüzünden antlaşma aşamasında durmak zorunda kaldık. 2003�te tasoda nin kurulumuyla beraber yeni ve olabildiğince albüm kalitesinde bir demo kaydedelim dedik ve buna olumlu cevap 2004�te Sony�den geldi. Album tarihi olarak ta 2005 seçildi. 9 senelik zamanı kısaca böyle özetleyebiliriz.

Grup elemanları olarak sürekli birlikte misiniz? Yoksa hepinizin kendi özel hayatlarınız var, sadece bir şey üreteceğiniz zaman mı biraraya geliyorsunuz?

EMRE:
Biz hem iş arkadaşıyız hem de normal hayatta çok iyi arkadaşlarız.  Ama bu, grup elamanlarının sürekli bir birlikte olma hali anlamına gelmiyor. Bazen konserler, çekimler, röportajlar vs.den dolayı çok sık birlikte olduğumuz zamanlar oluyor. Ve bu zamanlar çok eğlenceli geçiyor. Bunun dönüşünde biraz birbirimizi özleyelim diye ayrılıyoruz. Ama bu ayrılık fazla uzun sürmüyor. Çünkü iş yapmadığımız zamanlarda da illa ki aramızdan bire bir toplanma organizasyon yapıyor ve biz yine eğlencemize kaldığımız yerden devam ediyoruz. Yani o dengeyi gayet iyi koruyoruz. Grubun çoğunluğu taksime yakın oturduğu için buluşma noktamız genelde orası oluyor. Haftada bir ya da iki gün de prova yapıyoruz. Prova öncesi kahvaltılarımız meşhurdur.

Biraz albüm hakkında genel bilgi alalım, şarkıların seçimi, söz müzikler, yaklaşım, tarzınız ve sizin albümle ilgili özel iletmek istedikleriniz varsa..?

DOĞAÇ:
Albümümüz genelde akustik tınılar içeren rock altyapılar kullanılmış çok sesli vokallerle armonize edilmiş parçalardan oluşuyor. Sözlerin 6 tanesi Karacaoğlan sözü, biri Aziz Nesin gerisi de bizim sözlerimiz. Bestelerin tamamı bize ait. Karacaoğlan sözleri bizi ve günümüzde değişen insan ilişkilerini hala anlatmayı becerebilen evrensel sevgi sözleri, dolayısıyla bizim müziğimizle birebir uyuşuyor esasında. Bestelerin çoğu 10 sene öncesine kadar gidiyor, uzun zamandır bizim bir parçamız bu sözler. Artık o sözlerle çok bütün hissettiğimizden albümde kullanmak istedik. Sen Ağlama gibi kendi sözlerimiz de Karacaoğlan sözleri gibi dikkat çekti esasında.
Bu albüm bizim uzun zamandır özlediğimiz bir müziği yapmamıza olanak verdi. Çok sesli ve akustik müzik uzun zamandır yapılmıyor. Biz bu müziğin yeniden gündeme gelmesini de istedik.
Bu albümün uzun soluklu olacağını düşünüyoruz, yani bundan yıllar sonra da insanlar bu albümü dinleyip benzer duyguları o zaman da bu albümü dinlerken yaşayacaklardır.

Parçaları, besteleri nasıl oluşturuyorsunuz? Biri melodiyi bulup geliyor, üzerirne çalışıyor musunuz mesela? Yada bitirip mi geliyor biri?

MERT:
Genelde birimiz bir beste yapıyor ve daha sonra grupça şekillendiriyoruz şarkıyı. Hep beraber çıkan melodiler de var elbette.  

Karacaoğlan var sözlerinizde, bu tutku nereden geliyor?

BARIŞ:
Karacaoğlan� ı okuyan bilir. 400 sene öncesinin sözleri hala aynı tazelikte ve güncellikte. Bu sözlerden etkilenmemeniz için biraz duygusuz olmak ya da Türkçe� den anlamıyor olmak lazım. Çünkü bu sözlerde Anadolu�nun ve Türk insanının bir özeti ve tahlili var. Ayrıca tarz olarak Karacaoğlan sözleri yaptığımız polifonik vokal düzenlemelere çok iyi oturan bir yapıya sahip.
Bir de bizden önceki üstatlarımıza duyduğumuz saygı ve özlem. Cem Karaca�dan Ruhi Su�ya kadar o kadar çok kişi Karacaoğlan�dan etkilenmiş ve bu konuda o kadar büyük bir literatür var ki ister istemez kendinizi o dünyanın içinde buluyorsunuz.

Müzikal anlamda örnek aldığınız grup /kişi vs..  (yerli/yabancı)

EMRE:
BaDEM müziği kendi bünyesinde fazlaca polifonik öğeler barındırdığı için örnek aldığımız grupların başında MFÖ ve Modern Folk Üçlüsü geliyor. Cem Karaca, Barış Manço, Erkin Koray, Bülent Ortaçgil gibi isimler bizleri etkileyen diğer isimlerdir ki zaten konserlerimizde bu ustalardan coverlar da çalıyoruz. Özlem Tekin Türkiye�de beğendiğimiz kadın vokallerin başında geliyor. Yurt dışında ise hem eski hem de yeni isimlerden etkilendik. Eskilerden Eagles, Beatles, Bon Jovi, Rolling Stones, eski yenilerden Red Hot Chili Peppers, yenilerden ise Travis, Coldplay, Maroon 5 gibi isimler sayabiliriz.

İlginç bir detay ; bu birkaç kişinin dikkatini çektiği için soruyorum, kesinlikle yanlış algılanmasını istemem. Bilakis üzülürüz çok. NTVMSNBC�de yayınlanan SCRUBS adlı dizinin jenerik müziği ile �Kara Değil mi?� arasında benzerlik tesadüf mü? Esinlenme var mı? Yada sadece sound mu benziyor, müzikal olarak hiç alakası yok mu?

MUSTAFA:
Hem sound hem de muzikal olarak az da olsa benziyor, neden gidipte karadegil mi? den esinlenmisler biz de anlamadik, halbuki cok daha orjinal seyler yaratabiliyorlar. Espri bir yana karadegil mi? 1997 yilinda bestelendi, karacaoglan sozlu ikinci bestemizdi. Bu anlamda bir esinlenme soz konusu degil ama daha onceleri baglamayla calinan melodiyi banjo nun caliyor olmasi genel olarak parcaya bir amerikan folk hissi haliyle kazandiriyor. Ama bizim icin onemli olan parcaya olumlu olarak muzikal anlamda bir seyler katip katmadigiydi.Kisaca biz parcayi banjo lu hale ceviriken ne Scrubs vardi ne de CNBCe.

Başka dikkatimizi çeken bir konu ; �Sen Ağlama� adlı parça (bence inanılmaz keyifli bir çalışma olmuş, ilk adını gördüğümde internette Sezen Aksu�nun cover�ı sandım. Duyduktan sonra heralde bütün bir gece dinlemiştim)  ile illgili olarak, klipte bir aşk hikayesi olarak sunuldu ama SINAV filminde bir ana-oğul ilişkisi içinde işlendi. Bu konsept açısında sizi rahatsız etmedi mi? Beni etti mesela. Herkes kendi kurguluyor kafasında şarkıları ama başka bir görsel sunulunca ister istemez odak dağılıyor. Örnek olarak Barış Manço�nun Gül Pembe�si beyaz tenli pembe yanaklı bir lise aşkını hatırlatırdı bana, sonradan Büyükanne�sine yazdığını duyunca bir daha hiç o modda dinleyemedim şarkıyı :)

BARIŞ:
Bu bir aşk şarkısı değil ki, bir isteği anlatıyor. Ayrılığın insanları ağlattığını, ağlatanın ise bunu telafi isteğini ve geri dönme arzusunu anlatıyor. Bir parçada herkes kendinden bir şey bulursa o şarkı dilden dile dolaşır ve herkesin türküsü olur. Klipte ise bu şekilde işlendi çünkü insanlar en çok giden sevgiliye ağlar. Ama herhalde hiçbir sevgili de anne gibi olamaz.

Yeni albüm için tarih vs.. belli mi? İçerir ve tarz hakkında bilgi alabilir miyiz?

MERT:
Yeni albümü bu sonbaharda çıkarmayı düşünüyoruz bir aksilik olmazsa. Şarkılar yine BaDEM şarkıları ama ilk albüme göre daha fazla elektro gitar kullandık bu albümde. Biraz daha sertleşti yani sound�umuz.
Yine bir adet Karacaoğlan sözlü bestemiz olacak albümde. Bir de birkaç sürpriz � 

Albüm�den sonra yaşam tarzlarınızda bir değişiklik oldu mu? Tanınmak vs.. ilginç bir anı vs..?

DOĞAÇ:
Yani değişiklik oldu da diyebiliriz olmadı da diyebiliriz. Çünkü hepimiz günlük hayatımıza olduğu gibi devam ediyoruz. Albümüzü dinleyen bizi seven insanlarla da internet sitemiz vs. aracılığıyla görüşebiliyoruz. Tabi ki bu albüm sayesinde bu sektörden de birçok insanla tanıştık çok güzel arkadaşlıklar edindik. Şunu söyleyebilirim ki, sizin içinizden çıkmış olan şarkıları başka insanların dillerinde duymak çok keyifli bir şey. İnsanlar şarkılarınıza eşlik edince sizinle birlikte söyleyince çok değişik bir haz yaşıyorsunuz.

Türkiye�de ROCK müzik bir dönem ki populeritesine tekrar geri döndü, bu çok sevindirici. Çok fazla rock grubu görünmeye başlıyor ve hepsi oldukça keyifli çalışmalar yapıyorlar. Bu haraketlenme çok güzel. Siz tam anlamı ile ROCK grubu olmasanızda format itibarı ile benzer özellikler taşıyorsunuz? (siz kendinizin tarzını nasıl ifade ediyorsunuz? )

MUSTAFA:
Aslında gerçek isteğimiz bizim kategorize edilmeden saf halimizle dinlenmesi. Günümüzde tarzlar o kadar iç içe girdi ki bazen yapilan bir müziği bir kategoriyle sınırlamak doğru olmuyor. Ama kısa bir cevap vermek gerekirse pop � folk ve rock müziğin akustik enstrumanlar ve vokallerle süslenmiş hali badem i tanımlar diye düşünüyorum. Bunu da genel bir kategoriye sokmak gerekirse Pop-Rock diyelim. Burada şuna değinmek isterim; Rock adı altında müzik yapan birçok Türk gruptan parçalarimizin orjinaliteleri, formları, melodik ve armonik yapıları anlamında daha Rock bir müzik yapıyoruz, fakat düzenlemelerde fazla distorsiyonlu elektro gitarlar kullanmadığımız için Rock yapmadığımız konusunda genel bir fikir oluşuyor, aslında bu da bizi biraz üzüyor. Bugün bir MFÖ�ye, Travis�e bir pop grubu demek, hem eksik hem de yanliş kategoriye yönlendiriş olacagına göre, biz de onlar gibi belirli albüm sayısını doldurduğumuzda yaptiğimiz müziğin kategori dışı kalacağına ve kendine has bir Badem müziği olarak adlandırılacağına inaniyoruz.

Önümüzdeki dönemde, ROCK müzik ne olacak? Nasıl gider, bu bir furya mıdır?

BARIŞ:
60�lardan beri Türkiye�de olan bir müzik bu. Zaman zaman iniş ve çıkışları olsa da rock müzik günümüze kadar geldi. Prodüksiyonel açıdan devasa bütçeler gerektirmediği için de son zamanlarda zirve yaptı.

Ancak artık bir Barış Manço�nun, Cem Karaca�nın, Erkin Koray�ın ya da bu tatta isimlerin gelebileceğini düşünmüyorum. Çünkü müziğün imkanları tükenmekte. Yetenekli olan insanlar artık müzik üretemeyecek, çünkü geçim kaygısı var ve haliyle başka alanlara yönelecekler ve müzik hobi olarak kalacak bu insanların hayatında.

Meslek birliklerinin ya da kolluk kuvvetlerinin korsan müzik ile ilgili çabası da yetersiz ya da yok, halkın ise ucuz ya da bedava ürüne sevgisi büyük. Bir iki kişi hariç düşük bütçeli konserler verebiliyoruz rock camiası olarak. Daha iyi şeyler üretilmesi için geçim kaygısının olmaması lazım ki bu da optimum bir kazançla olur ama artık bu bir hayal.

Ayrıca çok sorgulamayan ve öğrenmeyen ya da bunu istemeyen bir insan seli var. Böyle bir ortamda insanlar nasıl ya da neden rock yapar, neye karşı bir duruş geliştirebilir ki, ki üstelik bu düşünselliğin bir de estetik olmasını bekliyoruz.

Ancak her zaman müzik yapmak isteyen ve dur bakayım bunlar ne yapmış diye takip eden insanlar olacak. Bu insanlar deli cesareti ile bu işe girecekler (ki bu cesaret şart) ve de rock yapacaklar. Yine de maalesef Türk insanı eskisi kadar iyi müzik dinleyemeyecek.

Nerelerde oturuyorsunuz?

MERT:
Ben 4. Levent �te oturuyorum. Mustafa Cihangir�de, Barış Yakacık�ta, Doğaç Ihlamur�da ve Emre de Darphane�de oturuyor. Barış hariç hepimiz Avrupa yakasındayız.

Müzik dışında bireysel olarak uğraştığınız belirgin hobileriniz vs.. var mı?

BARIŞ:
Yoga, koşu, felsefe kitapları okumak, araba ile tatile gitmek�

MUSTAFA:
Playstation ve artık Wee haricinde halı saha futbol maçları kalan vakitlerde de bayan arkadaslarımla vakit geçirmek�

MERT:
Bisiklet sürmek, basketbol oynamak, bilgisayar ile uğraşmak

DOĞAÇ:
Evet spor yapmayı çok severim, sporun hayatta mutlu olmakla direk olarak ilintili olduğunu düşünüyorum. Daha önce gitar çalmak hobilerimden biriydi, şimdi ise işim oldu. Aynı zamanda FRP tarzı kitapları okumaktan zevk alırım. Ve elektronik cihazlara büyük ilgi duyuyorum

EMRE:
Müzik, hayatımın büyük bir bölümünü kaplıyor. Stüdyo çalışmaları, kayıtlar, provalar, dersler, konserler dışında evde olduğum zamanlarda da etüt yapmaya özen gösteriyorum. Bunlar haricinde dvd seyrediyorum (filmler, lost, heroes), playstation oynuyorum, sinemaya gidiyorum.

İstanbul�da nereleri sever, nerelere gidersiniz, semt ve mekan olarak alabilirsek seviniriz?

BARIŞ:
Galata Kulesi yanındaki çay bahçesi, Haliç�teki ara sokaklar, Adalar ve Boğaz (Boğaz�da özellikle Hisar ve Emirgan) 

MUSTAFA:
Arnavutköy ve Bebek kahveleri, ve istanbulun tüm sahilleri

MERT:
Taksim ve Beyoğlu çok sık gittiğim yerler. Adalar�da bisiklet sürmeyi seviyorum. Bunların dışında Beylerbeyi, Çengelköy, Anadolu Hisarı, Bebek, Arnavutköy ve Tarabya�yı da ekleyebilirim sevdiğim mekanlara.

DOĞAÇ:
Genelde taksim civarında gezmeyi seviyorum. Nevizade vazgeçilmezlerimdendir. Beşiktaşta sahilde bira içmeyi çok severim.

EMRE:
Stüdyo, prova, kayıt, ders vs. gibi işler için her gün taksimdeyim. Ona rağmen hiç sıkılmadığım bir semttir burası. Onun haricinde fırsat buldukça sahile kaçarım. Beşiktaş � Rumeli hisarı hattında bulunan yerler kahvaltı etmek ya da çay içmek için tercih ettiğim mekanlardır. Beşiktaş�ta vapur iskelesi yanındaki çay bahçesi, Arnavutköy�de Bahar Pastanesi ya da Hisar�da Sade Kahve favori mekanlarımdır. 

Bağdat Caddesi�ni nasıl bilirsiniz? Gelip gider misiniz? Sevdiğiniz takıldığınız yerler var mı?

BARIŞ:
Özellikle sık sık Kalamış ve Fenerbahçe�ye gideriz. Bayağı revaçta bir yer ama hız tutkunu olan kendini bilmezler yüzünden eskisi kadar gitmiyorum.

MUSTAFA: 
Çok nadiren gidebilsem de bir Fenerbahçeli olarak Caddenin tamamına bayılıyorum

MERT:
Bağdat Caddesi�ne yılda birkaç kereden fazla gelemiyorum maalesef, ama takılacak vaktim olursa oldukça keyif alıyorum caddeden. Favori bir mekanım yok.

DOĞAÇ:
Bağdat Caddesi�ni çok bilmemekle birlikte baya güzel olduğunu düşünüyorum. Çok nadiren gelip giderim. Caddebostan sahilinde çok güzel gitar muhabbetlerimiz olmuştur.

EMRE:
Karşıda olduğu için pek gelip gittiğim bir yer değildir Bağdat Caddesi. O yüzden fazla mekan da tanımıyorum. Ama Caddebostan�da çok güzel yerler olduğunu biliyorum. Anneanneme giderken genelde Beyaz Fırın�a uğrayıp kahvaltılık bir şeyler alırım.

HIZLI KISA SORULAR

Bu bölüm müzik ile ilgli olmamasına rağmen, sizi sevenlerin daha yakında tanıyabilmesi, daha samimi ve yakın hissetmesi için düzenlenmiştir.

Ne tarz yemeklerden hoşlanırsınız? Yemek yapar mısınız?

Mustafa Kemal Öztürk : Yapamam. Kendi yapmadığım her tür yemekten hoşlanırım çok baharatlı olmasın ama�

Barış Bahçeci  : kebaplar, kuru fasulye pilav

Mert Özdemir  : Yemek yaparım. Balık yemeyi özellikle severim. Onun dışında kahvaltı hayatımda önemli bir yer tutar. Her türlü sebze meyve ile de aram iyidir.

Doğaç Başaran  : Et yemeklerinden hoşlanırım, özellikle rus salatası hastasıyım.

Emre Yıldız  : Et ve Kebap türevi her şeyi büyük bir zevkle yerim.  Adana Kebap ve Çiğ Köfte favori yemeklerimdir.  Fazla yemek yapmam, dışarıdan söylerim

Hobileriniz nelerdir?

Mustafa Kemal Öztürk : Playstation, Wee , Futbol ve Masatenisi
Barış Bahçeci  : yoga, atletizm
Mert Özdemir  : Basketbol, Bisiklet, bilgisayar
Doğaç Başaran  : FRP, spor, elektronik
Emre Yıldız  : Film, Playstation

Evli / Bekar / İlişkide?

Mustafa Kemal Öztürk : Bekar ve ilişkide
Barış Bahçeci  : her yol var
Mert Özdemir  : Hepsi :)
Doğaç Başaran  : Hepsi :)
Emre Yıldız  : Bekar ve İlişkide

Arabanız var mı ? Varsa ne marka?

Mustafa Kemal Öztürk : VW GOLF
Barış Bahçeci  : Seat Ibiza
Mert Özdemir  : Hayır yok
Doğaç Başaran  : Yok ama birgün olacak
Emre Yıldız  : Opel Corsa

Sinemaya gidermisiniz? Ne tarz filmlerden hoşlanırsınız? En son gördüğünüz film?

Mustafa Kemal Öztürk : Zeka oyunlari ile dolu olan filmlerden ve korku filmerinden hoşlanırım
Son gördüğüm film Karayip Korsanları

Barış Bahçeci  : Pek gitmiyorum

Mert Özdemir  : Arada sırada gidiyorum sinemaya. En son Kanlı Elmas �ı izledim.

Doğaç Başaran  : Ben film izlemekten çok hoşlanırım, özellikle zekice konulu filmlerden hoşlanırım, Olağan Şüpheliler bu bağlamda favorimdir. Bir de Blues Brothers her müzisyenin izlemesi gereken bir filmdir. En son Pan�ın Labirenti filmini seyrettim.

Emre Yıldız  : Müzikal filmleri severim. Ama en son Spider Man 3�e gittim.

En son aldığınız albüm?

Mustafa Kemal Öztürk : Travis - The boy with no name
Barış Bahçeci  : Cengiz Onural
Mert Özdemir  : Pinhani � İnandığın masallar
Doğaç Başaran  : Gripin, Emre Aydın
Emre Yıldız  : Bulutsuzluk Özlemi 20 Yaşında

Sporla aranız nasıl?

Mustafa Kemal Öztürk : Super  / Futbol ve Masatenisi oynarim
Barış Bahçeci  : Şu sıralar dizlerimdeki rahatsızlıktan dolayı sadece yürüyebiliyorum.
Mert Özdemir  : Çok iyi. Her fırsatta basketbol oynuyor ve bisiklet sürüyorum.
Doğaç Başaran  : Çok severim sık sık yapmaya çalışıyorum
Emre Yıldız  : Nadiren yaptığım halı saha maçlarından başka fazla uğraşamıyorum      sporla. Nintendo wii alınca bu eksikliğimi gidermiş olacağım. :)

İnternet ve teknoloji ile aranız nasıl?

Mustafa Kemal Öztürk : Kullaniyorum ama chat vari şeylere hiç vakit ayırmıyorum
Barış Bahçeci  : Süper değil ama yetecek kadar iyi.
Mert Özdemir  : Gayet meraklıyım bu ikisine. Aram da gayet iyi.
Doğaç Başaran  : Hiç fena değil :) Şu an onları ben yapmışım gibi hissediyorum :)
Emre Yıldız  : İyi sayılır. Her gün netteyim ama yapabildiğim şeyler sınırlı. İnternet bankacılığı, e-mail, arama motorları, nette oyunlar vs. :)

Son olarak bizlere ve ziyaretçilerimize söylemek istedikleriniz nelerdir?

MERT:
Öncelikle bu keyifli röportaj için bağdatcaddesi.net�e çok teşekkür ederiz. Umarız siteyi  ziyaret edenler de bizim kadar keyif alırlar okumaktan. Sonbahar�da yeni albümümüz ile tekrar görüşmek üzere, BaDEM�den herkese sevgiler� 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !